her şarkının yakıştığı bir gün vardır.
tüm ruh hallerime ithafen.
iki şey kaygılandırıyor insanı bu dünyada.
bir bilmek. iki bilmemek.
ve iki şey rahatlatıyor insanı çoğunlukla.
bir bilmek. iki bilmemek.
hiç konuşmamak niyetiyle buluştuk. siyah giyeceğini,iki çay içeceğini, benimle konuşurken ellerinle oynayacağını bilerek buluştum seninle. sen sadece benim kopmuş düğmeme bakıyordun, bense seni gördüğümde sinirlenmem gerektiğini anlatıyordum kendime. kafam dağıldı. şimdi burada, güzel bir filmin son sahnesi gibi oturuyoruz seninle.denizse deniz, rüzgarsa rüzgar, eldivense eldiven. hiç bir şey üzerine yarım saatlik bir görüşme, bir arayış içindeymiş gibi görünme çabası ve hava durumu üzerine konuşmamak için gösterilen çaba. paylaşacak bir şeyimiz kalmadığını reddediyorum, içimden sana bağırıyorum duymuyor musun. kafamdaki noktalama işaretlerini görmüyor musun, hepsi yanlış fark etmiyor musun. susmuyorsun, susmayı bile beceremiyorsun. bak, sessizlik. sessizlik en büyük küfürdür bilmezsin. birazdan hava durumundan bahsedeceksin. hatta, hadi bana yağmurda yorganın altında kahve içip film izlemeye bayılırım de ve ben de buna katılayım, sonra dünyadaki tüm çiftlerle ne kadar aynı olduğumuzu fark etmen için sana 5 dakika veririm ve hesabı isteriz. ben hesabı isterim. mümkünse senden önce kalkarım, geride kalmanın ağırlığı bugünümü ele geçirmezse sevinirim. bir taksiye biner, camdan dışarı bakarken kafamda kendi filmimin son sahnesini çekerek giderim.
